Ayrıcalıklı Tasarım OrtamıYAPILI ÇEVRE ve TASARIM UYGULAMA ve ARAŞTIRMA MERKEZİ (YTM-MATPUM)


YTM - MATPUM BİNASI

 

50. kuruluş yılını kutlayan Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nde Mimarlık bir başlangıç noktasını temsil etmektedir. Üniversite'nin ilk fakültesi ve yerleşkenin ilk yapısı olan Mimarlık Fakültesi'nin kuruluş amaçları arasında, tasarım ve yapılı çevreye yönelik olarak bir araştırma merkezi oluşturulması, bu merkez aracılığı ile Türkiye ve yakın çevresindeki yerel birikimin uluslararası ortamla bütünleşmesi yer alıyordu. 50 yıllık tarihi içinde Mimarlık Fakültesi, mimarlığa yönelik eleştirel bir kültürün yerleşmesinde ve batılı anlamda bir araştırma geleneğinin oluşmasında öncü bir rol oynadı. Mimarlık Fakültesi'nde zaman içinde ulaşılan araştırma birikimi ve yoğunluğu ise, araştırmaya yönelik kurumsallaşmanın kendine ait bir altyapı oluşturmasını zorunlu kıldı. 2003 yılında dekanlığa seçilen Prof. Dr. Haluk Pamir'in bu noktaya dikkat çekerek ortaya koyduğu Mimarlık Fakültesi Araştırma Merkezi önerisi, daha sonra, Fakülte ve Üniversite Yönetim Kurullarından geçerek ODTÜ'nün Fakülte bazında kurulan ilk bütünleşmiş araştırma merkezini oluşturdu. Bir alt merkez ve bireysel çalışmalar biçiminde yer alan fakülte araştırmalarının, bir araya toplanması ve kurumsal bir yapı oluşturulması düşüncesi böylece MATPUM'un (Mimarlık Araştırma, Tasarım, Planlama ve Uygulama Merkezi) kurulması ile sonuçlandı. MATPUM her şeyden önce fakülte bünyesinde var olan birikimin ve kültürün kurumsallaşmış bir yapı içinde diğer paydaşlar ve uygulama alanı ile paylaşılmasını ve bu paylaşımın eğitim ve araştırma ortamını geri beslemesini amaçlamaktadır. Bu anlamda Fakülte ile tasarım ve planlama ortamlarının diğer paydaşları arasında bir arayüz oluşturacak olan MATPUM için, fakülte binasından ayrı bir fiziksel ortamın oluşturulmasına karar verildi. Yine Dekan Prof. Dr. Haluk Pamir'in girişimleriyle sürdürülen destek arayışları sonucunda, Sn. Nuri Çolakoğlu’nun bağışı ile yapının gerçekleştirilmesine yönelik bütçe sağlanmış oldu. Sn. Çolakoğlu'nun dışında, başta proje müellifleri ve danışmanlar olmak üzere pek çok kişi ve kuruluş yapının gerçekleşmesine yönelik özverili katkılarda bulundu. Bu anlamda örnek olarak, Sn. Erhan Kocabıyıkoğlu'nun girişimleriyle, Kalebodur firması ortak alanların tüm zemin kaplama malzemeleri ile vitrifiye malzemeleri, Siemens ve Steco tüm elektrik ve elektronik donanım ile aydınlatma elemanlarını, Nurus grubu tüm hareketli mobilyaları sağladı. Mesa A.S. grubu ahşap kapı ve merdivenlerin sağlanmasının yanı sıra inşaat yönetiminde aktif rol oynadı. MATPUM bünyesinde tasarım disiplini zemininde buluşan farklı araştırma birimlerinin yer alması, çeşitli araştırma etkinliklerinin ve döner sermaye uygulamalarının gerçekleştirilmesi bekleniyor. Bir anlamda Mimarlık Fakültesi'nin dışa ve ortamın diğer kurumlarına dönük yüzünü oluşturacak olan bu binada, farklı kurum ve disipliner paydaşlarla ortak araştırmalar yapılması ve bu ortamın eğitim ortamını geri beslemesi bekleniyor. Böyle yaklaşıldığında sadece fakülte için değil tüm tasarım ve planlama ortamı için bir merkez olma özelliği yapının programında doğrudan belirleyici bir girdi oldu.

 

 

Mimari programı oluşturulurken, yapının kendisinin de doğrudan bir eğitim ve araştırma ortamı olması amaçlandı. Her şeyden önce dört, beş ay içinde baştan kesin olarak tanımlanmış bir bütçe ile bitirilecek bir yapı tasarlanma beklentisi tasarım süreci, sistem ve malzeme seçimi üzerinde belirleyici oldu. Şüphesiz bu kısıtlamalara, Türkiye mimarlık ortamının köşe taşlarından biri olan bir kurum için yapı tasarlıyor olmanın da güçlüğünü eklemek gerek. Üstelik o kurumun mevcut yapısının, yani yaklaşık elli yıl önce Behruz ve Altuğ Çinici tarafından tasarlanan ilk yapının, mimarlık ortamının özgün örneklerinden biri olduğu, kurumun bu yapıyı benimseme ve sahiplenme biçimi anımsandığında bu ortama ek olacak bir yapıyı tasarlamak özel bir duyarlılık gerektiriyor.

 

 

MATPUM yapısı, ODTÜ yerleşkesinin batı kanadında, Mimarlık Fakültesi ile Teknopark alanı arasında, daha çok araştırma ve laboratuvar birimlerine ayrılmış olan, meyilli bir alanda yer alıyor. Yapının tasarımında "yer" ve "yön" verileri doğrudan bir girdi oluşturdu. Bu tasarım özelinde yapının içinde barındıracağı araştırmaların da önemli bir bölümünü oluşturan çevre ve enerji duyarlılığı, baskın bir tasarım çerçevesi olarak kabul edildi. Yapı, doğu batı ekseni üzerinde uzun kenarlarını kuzey ve güneye dönen çizgisel bir blok olarak ele alındı. Bu tutum bir yandan yapının birden fazla düzlemde zeminle ilişki kurmasını sağlarken, öte yandan güneş enerjisinden yararlanma olanağını hazırladı. Yapı, dikdörtgen biçimin orta ekseninde yer alan ve bir iç sokak gibi davranan bir atrium mekânı ile onun iki yanında düzenlenmiş çalışma odaları/ stüdyolar ve araştırma birimlerinden oluşuyor. Dikdörtgen blok kendisine dik olarak arazi eğimini tutan ve doğu yönü toprak içinde kalarak, istinat duvarı gibi davranan bir zemin yapısının üzerine takılarak uzanıyor. Bu yapı, bir yandan arazi ile ana yapının ilişkisini denetlerken öte yandan daha sonra eklenecek yapılar ve çevre düzenlemesi için de altyapı oluşturuyor.